Enderun'un ve Eğitim Sistemleri

Bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler dünyamızı adeta küçük bir köy haline gelmiş bulunmaktadır. Ticari, haberleşme ve kültürel münasebetlerde milli sınırlar önemini kaybetti. Bir ülkenin gelişmişliği, milletlerarası kriterlere göre ölçülmeye başlandı. Özellikle kalkınmış ve endüstrileşmiş bilgi toplumu olmaya doğru hızla ilerleyen milletler, kendilerini bu seviyeye getiren şeyin, eğitime verdikleri önemden kaynaklandığının farkına varmış bulunmaktadırlar. Yirmi birinci asırda, kendi eğitim sistemlerini de yenileme ve gözden geçirme ihtiyacı duyan devletler en iyi okulları ve eğitim sistemlerini araştırmaktadırlar.

Yapılan araştırmalar göstermektedir ki günümüzde okuma ve anlama kabiliyetini en iyi geliştiren Yeni Zelandalılar, matematiği en iyi öğretip kullandırmasını bilen ve yabancı dili öğretmede ve öğrenmede en başarılı olan Hollandalılar, fen bilimlerini teknolojiye en iyi aktarıp uygulayan ve bunu en iyi öğreten Japonlar, lise seviyesinde en başarılı ve kaliteli eğitimi veren aynı zamanda en kaliteli öğretmen yetiştirmede dünyada tek ülke Almanlar, üniversite seviyesinde özellikle lisansüstü eğitimde ve sanat dalında en iyi öğretimi veren ABD, dünyada ilk sırada yer alan ülkelerdir. (2 Aralık 1991 Newsweek)


2000'li yılları yaşayacak olan ve yarının büyüklerini yetiştirmeyi birinci hedef bilen ülkelerin dünya çapında birinci olmalarını sağlayan ve onları geleceğe taşıyacak eğitim sistemi, aslında Osmanlıların dünyada eşine rastlanmayan ve ilk defa uyguladıkları Enderun Mektebinin yapı ve işleyişine çok benzemektedir.

Tarihe baktığımızda öğrendiğimiz bir husus vardır ki o da, milletler veya onları teşkil eden fertler, can-ı gönülden arzuladıklarında, ihlasla isteyip, isteklerine uygun hareket ettiklerinde hedeflerine ulaşabiliyorlar. Mesela Fatih Sultan Mehmet 1450'li yıllarda İstanbul'un fethinin yanında dünyada benzerine rastlanmayan Enderun Okulunu da kurarak devlet ve milletini geleceğe taşıdı. Osmanlıyı 4-5 asır dünyada muvazene unsuru bir millet yapan yolları sağlamlaştırdı. II. Dünya savaşı sonrası da, Japonya, Almanya, Hollanda bütün müesseselerini yeniden inşa ederken, okul ve eğitim sistemlerini de yeniden inşa ettikleri için, bugün eğitim ve öğretimin bazı sahalarında, dünya birinciliğine oynamaktadırlar.

O halde okulu başarılı yapan şeyler sadece para ve onunla satın alınan veya yaptırılan, güzel binalar, güzel ve kaliteli eğitim teknolojileri değildir.  Bugün Japonya ve Almanya, okullarında öğrenci başına, ABD'den %50 daha az para harcamaktadırlar. Bununla beraber birçok konuda ABD'den daha ileri seviyededirler. Eğitim uzmanlarına göre eğitime ayrılan paranın miktarından ziyade, onun nasıl ve ne şekilde, nelere harcandığı önemlidir.

Osmanlıların Enderun okulundaki uygulama ağırlıklı eğitimi benimseyip tatbik eden Japonları, Batılılardan farklı kılan şey nedir? Japonlar 1968 ve 1977 yılında eğitim sisteminde iki defa reform yaparak, saf bilimden (Pure Science) - uygulamalı bilim (Applied Science), müfredatına geçtiler. Şimdilerde 21. asra uygun yeni bir eğitim sistemine geçişe hazırlanıyorlar. Bu yeni sistemde hedef, soru soran ve soru sormasını bilen, bağımsız hipotezler oluşturabilen ve zihninde geçmişte söylenenleri tekrarlamaktan kurtarılmış, araştırıcı mucit bir zihne sahip olan öğrenciler yetiştirmektir. Yeni eğitimde Japonların ana teması; ekonomik düşünen, ekonomik verimliliği arttıran insan değil, mucit dahi ruhlu, orijinal, yeni fikirler, alternatifler üretmeyi isteyen ve seven azimli, kararlı insanlar olacaktır.

Yapılarak, içinde yaşanılarak öğrenilen bilgi, kuru okuma ve ezberlemeden daima üstündür. Çocuklar, Japonya'da sınıfta, cisimlerle ilgili malzeme ve cihazlarla oynayarak ve onları kullanarak fen derslerini öğrenirler. Dolayısıyla gerçek dünya ile beyin arasında direkt bağlamı kurarlar. İlk etapta araya kitap girmez ve öğrenci önce kitap ile beyin, sonra beyindeki bilgi ile dış dünyadaki gerçek hadise arasında bağlantı kurmaya çalışmaz. Aksine önce beynini dış dünya ile temas kurdurup olayı gördükten sonra, kitaba geçilir. Bu şekilde kitaptaki teorik konunun öğrenilmesi çok daha kolay hale gelir. Ayrıca okullar, teknolojik ürünler ve eğitime yardımcı teknolojiler ile donatılıp, fen dersleri teknoloji uygulamalı verilmektedir. Öğrenciler okula, evlerinde kullandıkları değişik elektronik ve elektrik cihazları getirip, onları açarlar, incelerler, bozarlar ve yeniden yaparlar.

Eğitimde, asitleri, bazları öğretmeden asit yağmurlarını anlatma, önemini, netice ve tesirlerini vurgulama, irsiyetin (kalıtım) mendel kanunlarını öğretmeden önce genetik danışmanlığı anlatma çok önemli olup, önce müşahhas (somut) şeyleri sonra mücerred (soyut) şeyleri öğretme esas olmalıdır. Unutmayalım ki, öğrenciler hayatla bağlantılı veya bağlantısı kurulan şeyleri hatırlayabilme ve ona ehemmiyet vermeye daha çok meyillidirler.

Lisansüstü eğitimde en iyi olan ABD üniversiteleri, İkinci Dünya Savaşı sonrası, araştırma merkezi haline dönüştürüldü. 21 Nobel ödülüne sahip California İnstitute of Technology (Caltech), 275 profesör 1095 Lisansüstü öğrenci, 472 yabancı öğrenci, 787 Lisans öğrencisiyle birlikte pekçok keşfin ve buluşun yapıldığı mükemmel bir enstitüdür. Burası dünyanın sayılı enstitülerinden biri olup, öğrenciler istediklerini, düşündüklerini yapabilmektedirler. Farklı branşlardan bilim adamları ekip çalışmasının veya disiplinler arası ortak çalışmanın en güzel örneklerini sergilemektedirler. Burada tatil yoktur. Enstitü, 24 saat aktif halde araştırmaya açıktır. Koridorlar panolarla dolu olup, herkesten sorulara çözüm ve yeni fikirler istenir. Panolarda "şu sorulara çözüm, alternatif aranmaktadır" türünden duyurulara sıkça rastlanır. Burası dahice kurulup geliştirilmiş, mucit ruhların keşif ve buluş yapabilecekleri bir atmosfere sahip merkezdir. Burası bir yönüyle ABD'nin kendine has Enderun Mektebinin bir kısmını teşkil etmektedir.

Uzakdoğu Asya ülkelerinde üniversiteye başlayan bir öğrenci ortalama 6-7  saat uyur. Hayatlarında tatil ve hafta sonu kavramı yok denecek kadar sıkı ve yoğun çalışırlar. Güney Kore 1995 yılında eğitim sisteminde köklü değişiklik yapıp; sıkı disiplinden ve test merkezli müfredattan analizci düşünmeye, bağımsız kişilik geliştirmeye yardımcı ve mucitliğe önem veren bir müfredata geçilmiştir.  21. asra girerken, yapılacak eğitimi, Tokyo'daki bir okulun müdürü şöyle özetliyor;

"Gaye, çocuklara birtakım gerçekleri öğretip ve onlara bilgi yükledikten sonra, kendi geliştirdiğimiz testlerle, yüklenilen bilginin ne kadarını aldıklarını değerlendirip ölçmek değildir. Biz yürüyen ansiklopedik insanlar yetiştirmeyi düşünmüyoruz. Biz öğrenciye kendine güvenmesini sağlayacak eğitim ve onun hayalini, hassasiyetini, öğrenme, anlama aşk ve şevkini arttıracak bir eğitim vermek istiyoruz. Biz öğrencinin konuyu ezberlemesini değil, kavramasını, anlamasını ve o bilgiyi kullanabilmesini istiyoruz. Onlarda, bağımsız araştırma ve rapor yazma kabiliyetlerini geliştirmeyi planlıyoruz."


Görüldüğü gibi, bir yandan her ülkenin kendine has bir Enderun Mektebi kurmaya çalıştığı, diğer yandan ancak bu şekilde devlet ve milletlerini 21. asra taşıyabileceklerine inanan insanların sayısının arttığı günümüzde "Bizler de acaba bu kendi mirasımıza sahip çıkıp onu yeniden hayatımıza tatbik edebilir miyiz?" sorusunun cevabıdırENDERUN ÇOCUK ÜNİVERSİTESİ”.

 Büyük İmparatorluklar, büyük devletler genişleyen devlet çarkını işletecek “seçkin elemanların” yetiştirilmesini hedeflemişlerdir. Bu istikametle Batı'daki “Prenslerin Eğitimi”ne karşı Osmanlılarda “Enderun Mektebi”nin varlığını görüyoruz. Her ikisinde de, sıkı bir eleyicilik söz konusudur.

Enderun Mektebi II. Murad tarafından kurulmuştur. Saray hizmetinde çalışacak görevlileri yetiştirmek maksadıyla kurulan bu okul, eğitim sistemi yönüyle kendinden önce kurulmuş bütün okullardan farklılık arz eder.

Bir saray mektebi olan Enderun, Fatih Sultan Mehmed döneminde hakiki şahsiyetine kavuşarak, devşirme mektebi hüviyetinden, mülki ve idari kadronun eğitimine de yönelmiştir. Enderun'un gelişmesi II. Beyazid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman gibi padişahlar zamanında da sürmüştür.

Osmanlı Devleti'nin diğer okullarında olduğu gibi Enderun Mektebi’nde de “Kabiliyetleri Yöneltme ve Destekleme” hususunda azami özen gösteriliyordu. Bütün hizmetlerde yükselebilmek, önemli ölçüde kabiliyete dayanıyor, öğretimin başından sonuna kadar ilgi ve kabiliyete öncelik tanınıyordu. Öğrenimin her kademesinde geçerli olan bir husus vardı; o da belirli birkaç mecburi ders dışında bütün derslerin kabiliyete uygunluğuna göre ve seçmeli oluşuydu. Bu durum talebeleri gayretli çalışmaya sevk etmek için en iyi yoldu.

www.enderuncocukuniversitesi.com adresinde yer alan içerik ve görseller Enderun Çocuk Üniversitesi
tarafından sağlanmıştır. İzinsiz kullanılamaz, başka medya ve mecralara iktibas edilemez.

Enderun Çocuk Üniversitesi | Copyright © 2011 Her hakkı saklıdır.